GAP Bölgesi Turizm Odaklı Tanıtım ve Markalaşma Projesi

    DİYARBAKIR

    Diyarbakır, Yukarı Mezopotamya da yaşayan çeşitli uygarlıkların etkileşim alanında yer alması nedeni ile tarihin her döneminde önemini korumuştur. 1946 yılında Türk Tarih Kurumu tarafından Bismil, Silvan, Ergani yörelerinde yaptırılan araştırmalarda Paleolitik (Yontma Taş Çağı) döneme ait çakmak taşından yapılmış bazı aletler bulunmuştur. Çayönü höyükte yapılan kazılarda çıkan buluntular ise Neolitik (Yeni Taş Çağı) dönemin varlığını kanıtlamaktadır. Birkleyn Mağarası ve Eğil Kalesi’nde bulunan stel ve kitabelerde Asurlular’dan kalan eserler arasındadır. Arkeolojik alanların yanı sıra kentin geçmiş kimliğini simgeleyen ve dünyanın sayılı savunma yapıları arasında yer alan surlar da Diyarbakır tarihinin önemli belgelerindendir.

    Yüzölçümü 15355 kilometrekare olan Diyarbakır’ın tarım topraklarının büyük bir kısmında kuru tarım yapılmakta ve nadas uygulanmaktadır. 2014 Yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne göre Diyarbakır  il nüfusu 1.635.048’dir. Merkez ilçenin yanısıra Bağlar, Bismil, Çermik, Çınar, Cüngüş, Dicle, Eğil, Ergani, Hani, Hazro, Kayapınar, Kocaköy, Kulp, Lice, Silvan ve Sur Diyarbakır’ın ilçeleridir.

    Güneydoğu Anadolu’nun ikinci büyük kenti olan Diyarbakır, Eski ve Yeni Kent olmak üzere iki kesimden oluşur. Eski Diyarbakır surlarla kuşatılmış olup, dört kapalı bu surlar Anadolu’da ayakta kalan benzer yapıların en büyüğü ve en sağlamıdır. Kentin önemli tarihi yapıları bu surlar içindedir. Cumhuriyet döneminde planlı olarak surların dışında kurulan Yeni Kent ise, iki yanı ağaçlandırılmış caddeleri, müstakil evleri, parkları, resmi binaları ve büyük otelleri ile modern bir kent görünümünde olup, Eski Kent’le tezat oluşturmaktadır. İlin en önemli akarsuyu Dicle’dir.

    Dağlık Doğu Anadolu ile Mezopotamya düzlükleri arasında bir geçiş kuşağı üstünde bulunduğundan eskiden beri önemli kervan yollarının buluştuğu bir kavşak noktası olan Diyarbakır, günümüzde de Diyarbakır-Elazığ, Diyarbakır-Şanlıurfa, Diyarbakır-Mardin ve Diyarbakır-Bitlis gibi önemli karayollarının güzergahı üzerinde bulunmaktadır. Demiryolu 1935’te ilin merkezine ulaşmış, daha sonra il sınırları dışına çıkarak Kurtalan’a kadar uzanmıştır. Diyarbakır’ın hava ulaşımı yoluyla da Türkiye’nin büyük kentlerine bağlantısı vardır.

    Ekonomisi büyük ölçüde tarım ve hayvancılığa bağlı olmakla birlikte, büyük girişimcilik potansiyeline sahip olan Diyarbakır, Gaziantep’in ardından bölgenin ikinci sanayi merkezidir. Kalkınmada birinci derecede öncelikli iller arasında bulunan Diyarbakır Merkez’de bir OSB ve dört KSS, Bismil, Ergani ve Silvan ilçelerinde birer KSS faaliyettedir.

    Bölgede geleneksel sanayi dallarının merkezi olan ve Bölge sanayiinde üretim ve pazarlama kapasitesini arttırmanın yanında; yem, et ve et ürünleri sanayilerine yönelmektedir.

    DİYARBAKIR KALESİ VE SURLARI

    Surların kuruluş tarihi bilinmemekle birlikte, İ.S. 349 yılında Roma İmparatorlarından II. Constantinus zamanında kentin etrafının surlarla çevrilerek kalenin güçlendirildiği bilinmektedir. Diyarbakır Kalesi, “Dış Kale” ve “İç Kale” olmak üzere iki ana kısımdan meydana gelmiştir. Dış kale surlarının uzunluğu 5 km’den fazladır. Dış Kale, Dağ Kapı (kuzey), Urfa Kapı (batı), Mardin Kapı (güney) ve Yeni Kapı (doğu) olmak üzere dört kapı ile dışarıya açılır. Dış Kale’nin kuzeydoğu köşesinde ayrı bir sur ile çevrili İç Kale bulunmaktadır. İç Kale’de, Virantepe diye adlandırılan tepe üzerinde gerçekleştirilen kazılarda 13.yüzyılın başına ait bir Artuklu Sarayı ortaya çıkarılmıştır. Diyarbakır Kalesi üzerinde yer alan yazıtlar bize, kentin, Roma İmparatorluğu’ndan Osmanlı İmparatorluğu’na kadar olan tarihsel sürecinin belgelerini sunar. Yazıtlarla birlikte yer yer karşımıza çıkan kabartmalarda her dönemin estetik anlayışını ortaya koymaktadır.

    DİYARBAKIR ULU CAMİİ

    Türkiye’nin en eski camilerinden biridir. Saint Thoma Kilisesi’nin, çeşitli dönemlerde yapılan eklemelerle camiye çevrildiği bilinmektedir. Tarih boyunca pek çok değişikliğe uğramış olan camii kesme taştan inşa edilmiş olup büyük ve gösterişli bir yapıdır. Diyarbakır Ulu Camii, planının yanı sıra bezemeleri ve mihrabı, şadırvanı, minaresi gibi mimari unsurları ile de Anadolu mimarisinde önemli bir yer tutmaktadır.

    FATİH PAŞA CAMİİ

    Şehrin doğusunda yar alan yapı 1516-1520 yılları arasında Bıyıklı Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Diyarbakır’daki ilk Osmanlı camisidir. Kurşunlu Camii diye de anılan eser, renkli (siyah-beyaz) kesme taştan inşa edilmiştir. Çinilerle kaplı iç duvarlarının yanı sıra mihrab ve mimber bezemeleri ile dikkat çeken bölümlerdir.

    MELEK AHMET PAŞA CAMİİ

    Urfa Kapı yakınında yer alan cami, 1587-1591 yılları arasında Melek Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Renkli kesme taştan (siyah- beyaz) inşa edilen yapının iç mekanı 16.yüzyıl Osmanlı çinileri ile bezelidir.

    NEBİ CAMİİ

    Harput Kapısı yakınında yer alan yapının yapım tarihi bilinmemekle birlikte, Akkoyunlular tarafından inşa edildiği düşünülmektedir. Osmanlı döneminde de bazı eklemeler yapılan eserin yapımında kesme taş kullanılmış olup içi zengin çinilerle bezenmiştir.

    SEFA CAMİİ

    Şehrin kuzeybatısında yer alan cami 15. yüzyılda inşa edilmiştir. Nesih ve Kufi yazılarla süslü olan minaresi taş işçiliğinin en güzel örneklerini yansıtmaktadır. Ayrıca yapının iç mekanı çinilerle süslüdür.

    ŞEYH MUATTAR CAMİİ

    Şehrin ortasında yer alan bu cami, 1500 yılında Akkoyunlu Sultanı Kasım Padişah tarafından inşa ettirilmiştir. Bu nedenle Kasım Padişah Camii diye de anılmaktadır. Yapının en ilginç bölümü minaresidir. Diyarbakır’daki minarelerin hiçbirine benzemeyen bu ilginç minare dört sütun üzerine oturmaktadır.

    MESUDİYE MEDRESESİ

    1198 yılında Artuk Melikül Mesut Kutbudin Ebu Muzaffer Sokman zamanında inşa edilmiştir. Kesme taştan iki katlı olarak inşa edilen yapı taş işçiliğinin güzel örneklerini barındırmaktadır.

    CAHİT SITKI TARANCI MÜZESİ

    Cahit Sıtkı Tarancı’nın doğduğu ev, Kültür Bakanlığı tarafından satın alınmış ve 1973 yılında müze olarak hizmete açılmıştır. Müzede 19.yüzyıl Diyarbakır yaşantısını canlandıracak etnografik malzemeler ile yazara ait özel eşyalar, fotoğraflar ve belgeler sergilenmektedir.

    ZİYA GÖKALP MÜZE EVİ

    Özgün mimari ile 1808 yılında inşa edilmiş olan  Ziya Gökalp’in doğduğu ev, 1956 yılında müze haline getirilmiştir. Müze’de Ziya Gökalp’in özel eşyaları, kitapları ve yöresel etnografik eserler sergilenmektedir.

    DELİLER HANI

    Hüsrev Paşa tarafından 1527 yılında inşa ettirilmiştir. Yapım malzemesi olarak renkli kesme taş (siyah-beyaz) kullanılan han İki katlıdır. Her yıl İslâm ülkelerinden Hicaz’a gitmek üzere bu handa toplanan hacı adaylarını eşlik edecek delillerin (rehber, kılavuz) burada kalmaları nedeniyle, halk tarafından Deliler hanı olarak adlandırılmaktadır. Yapı, restore edilerek 120 yataklı turistik, modern bir otel olarak hizmete açılmıştır.

    ÇAYÖNÜ

    Ergani İlçe merkezinin 8 km. güneybatısında, Hilar Köyü (Sesveren)’nde bulunmaktadır. Prof. Dr. Halet Çambel ve Chicago Üniversitesi’nden Prof.Dr.Robert Braidwood tarafından yapılan kazılarda, yaklaşık MÖ. 7500’e tarihlenen bir köy yerleşimi bulunmuştur. İnsanların göçebelikten yerleşik düzene geçtikleri ilk yerleşim yerlerinden biri olduğu belirtilen Çayönü bu açıdan önem taşımaktadır. Yapılan kazı çalışmalarına göre Çayönü’nde MÖ. 7250-6750,

    MÖ 5000-4000 ve MÖ. 3000 yıllarına kadar üç kültürel evre belirlenmiştir. Bu evreler üretimsiz bir ekonomiden besin üretimine dayalı ekonomiye geçiş sürecini kapsamaktadır. Çayönü, tahil ve evcilleştirmeye dayalı köy yaşamı, madencilik, mimarlık tarihi açısından da önem taşımaktadır. Kazı çalışmalarıyla ortaya çıkartılan yontma taş aletler, bazalt ögütme ve ezgi taşları, perdahlı ve perdahsız baltacıklar, kemik aletler, sert kütlelerden yapılmış kap parçaları, bilezikler, boncuklar, kilden yapılmış hayvan ve kadın figürleri gibi çok sayıda eser Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

    MALABADİ KÖPRÜSÜ

    Diyarbakır-Batman karayolu üzerinde, iki ilin sınırında, Batman Çayı üzerinde yer alan muhteşem bir Artuklu eseridir. Yazıtından, 1147-1148 tarihinde Artukluoğullarından Timurtaş Bin İlgazi tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Anadolu’daki taş kemerli köprüler içinde kemeri en geniş olan bu köprü, suyun iki yakasını düz bir çizgi üzerinden değil kırıklar yaparak birleştirmektedir. Kemerin iki yanında kervan ve yolcular için yapılan iki barınak odasına köprünün üzerinden inilmektedir.

    DİYARBAKIR’DA EL SANATLARI

    Diyarbakır’ın geleneksel el sanatları arasında kuyumculuk, ipekçilik ve bakırcılık önemli yer tutmaktadır. Kentte uzun bir geçmişi olan kuyumculuk günümüzde de önemini korumaktadır.

    BAKIRCILIK

    Gümüş işlemeli nalın ve çekmeler, kişniş gerdanlık ve hasır bilezik Diyarbakır kuyumculuğuna özgü örneklerdir. İpek böcekçiliği ise Merkez, Kulp, Silvan, Lice ilçelerinde yapılmakta olup, ipekli kumaşlar, mendiller ve puşular ilginç örnekleri oluşturmaktadır. Çömlekçilik, saraçlık, keçecilik, kilim, cicim, heybe dokumacılığı, işlemeli peşkir, peştamal ve halı dokumacılığı İl’in diğer el sanatlarını oluşturmaktadır.

    Kaynak: http://www.gap.gov.tr/site-icerik/diyarbakir.aspx